18 Kasım 2007 Pazar

ÖLÜM BİZİ ÇAĞIRIR...



Yine bir gün başlıyordu. Anlamsız koşuşturmaların yaşanacağı, gereksiz insanların görüleceği bir gün... Yine sahte bir gün... Her sabah olduğu gibi saatini 10dk öncesine kurmuştu. Bu 10dk tuvalette aynanın karsısında geçireceği 10dk içindi...
Kalktı, tuvalete gitti soguk suyla yüzünü yıkadı ve kendine bakmaya basladı. Kendi gözlerinin icine bakıyordu... Kendi gözlerinin icindeki hüzne... Sonra kendini incelemeye basladı... Eskiden kendini çok guzel buluyordu. Guzel ama yalnız... Evet, bu iki kelimeyi her zaman birlikte dusunuyordu... Bu güzelliğinin ona yalnızlık getirdiğini dusunuyordu... Kısa bir sure geçmişe daldı, gözlerini kapadı, hala aynanın karsısındaydı. Guzel şeyler hatırlamaya çalıştı. Dostlarını, ailesini... Geçmişine dair guzel olan her şeyi... Sonra gözlerini açtı ve yine kendine bakmaya basladı. Aynadan kendine bakarken gözleri doldu. Acıyordu kendine...Eskiden canlı canlı,yeşil yeşil ışık saçan gözerinin feri gitmişti.Artık bos ve sönük bakan ,altları halka halka morarmış gözelere sahipti...Ağlamaya başladı... Belli bir müddet orada öylece agladı...Sanki o dakika hayat durmuştu,her şey bos geliyordu...
Kendine geldi, yüzünü yıkadı ve giyinmek üzere odasına geçti... Dolabından çıkardığı siyah kotunun usutune siyah kazağını giydi ve makyajını yaptı. Artık hazırdı, çıkabilirdi... Kapının önüne geldi. Son bir kez bir şey unutup unutmadığını düşündü. Son kez yeni bir güne başlamanın verdiği sıkıntıyla derin bir nefes alıp evden çıktı...
Apartmandan çıktı ve Beşiktaş’taki otobüs durağına doğru yürümeye basladı. Yanından gecen bir çocuğa ve babasına odaklanmıştı. Çocuk babasının kucağındaydı. Onlarla aynı tempoda yurumeye basladı, adeta inceliyordu. Aklına kendi babası geldi... Ne kadar cok zaman geçmişti onu kaybedeli... Sonra bir an annesi geldi aklına “ne yapıyordur acaba?”diye dusundu...Sonra adımlarını hızlandırdı,baba ve kızından uzaklaştı...bu düşüncelerden kurtulmalıydı...
Babasını daha 17 yasındayken kanserden kaybetmişti... Yıllarca yurt dışında olan babasını yılda ancak 1–2 defa gorebiliyordu... Türkiye’ye döndükten kısa bir sure sonra da kansere yakalanan babasını kaybetmişti. Annesi ise babasının ölümünden sonra uzun bir sure kendine gelememişti. Ve iki yıl sonra da baska biriyle evlenmişti. O ise;o yıl üniversiteyi kazanıp bir arkadaşıyla eve çıkmıştı ve önceleri ara ara görüştüğü annesiyle belli bir müddetten sonra hiç görüşmemeye başlamıştı...
Otobüse bindi ve ise doğru yola çıktı... Otobüsteki insanları inceledi... Herkes ne kadar da yorgun gözüküyordu... Ağlayan bir suru bebek vardı otobüste ve bu onun sinirini iyiden iyiye bozuyordu... Daha sonra otobüsün durduğu duraklardaki insanları incelemeye basladı... Herkes bir koşuşturma içerisindeydi...”Hayat ne kadar bos”diye dusundu kendi kendine...
İs yerine gelmişti... Herkese gülümseyerek “Günaydın” dedi,halbuki bu hiç icinden gelmiyordu. Kimsenin suratına bile bakmadan sadece masasına geçip yapması gerekeni yapıp,oradan çıkıp gitmek istiyordu...İnsanlarda ona gülümsemişti ama sahte oldukları her hallerinden belliydi...Ne zaman dürüst,içten olmuştu ki zaten insanlar ona karsı...
Yıllar boyunca hayal ettiği iste çalışıyordu. Bu isteği icinde oldukça çabalamıştı zamanında. Dergini müzik editörü olana kadar epeyce çalışmış, uğraşmıştı. Genç yasına rağmen cok iyi ve istediği bir konuma gelmişti...
1 haftadır uğraştığı yazıyı ancak yeni bitirebilmişti. Carcass adlı bir grupla ilgili yazı hazırlamıştı... Bunu yazmak onun icin hiçte kolay olmamıştı. Yine geçmişine donmuştu bu yazıyı hazırlarken.
Bu aralar herkesin, her şeyin üstüne geldiğini dusunuyordu. Hiçbir şekilde kendini bulunduğu yere ait hissetmiyordu. Severek çalıştığı isten bile çıkmak icin dakikaları sayar olmuştu... Arada bir etrafına, insanlara bakıyordu. Göz göze geldiği insanlar yine sahte gülümsüyorlardı ona... Eskiden sık görüştüğü is arkadaşlarıyla artık hiçbir paylaşımımı kalmamıştı. Sadece arada bir sigara içmek icin ofisin dışına çıktığında bir iki muhabbet ediyordu, hepsi o kadar...
Mesaisi bitmişti ve eve donuyordu tekrar, otobuse bindi. Her aksam eve dönerken otobüste dikkatini çeken bir adam vardı. Bu ona eski sevgilisi anımsatıyordu... Onun gibi upuzun saclara ve renkli gözlere sahipti. Bir kaç kez de telefonla konuşmasına denk gelmişti, konuşması bile neredeyse aynıydı... O adamı görmek hem cok hoşuna gidiyor hem de icini bir acı kaplamasına neden oluyordu...
Erkek arkadasını yalnızca 1,5 yıl önce kaybetmişti. Cok guzel bir ilişkileri vardı ancak erkek arkadaşının bir takım psikolojik sorunları vardı. Ayrılıkları büyük bir kavgadan ötürü olmuştu ve bunun üzerine erkek arkadaşının intihar etmesiyle her şey bir daha başlamama üzere sona ermişti... Onun bileklerini kesmiş vaziyette evlerinin salonunda yatan cansız bedenini hatırladıkça kendi hayatına da son vermek istiyordu... Bu hiç bir zaman unutamayacağı bir sahneydi onun icin. Zaten sorunlu olan hayatı onunda gitmesiyle tamamen mahvolmuştu...
Eve girdiğinde kapının karsısındaki boy aynasından kendini gördü ve o an fark etti ki artık kendini görmekten korkuyordu... Her zaman yaptığı gibi salona geçti ve belli bir müddet bos oturdu... Eskiden geçirdiği Cuma günlerini anımsadı. Sanki bir acelesi varmışçasına eve gelir, giyinir arkadaşları ve erkek arkadaşıyla direk Taksim’e, Kadıköy’e, Ortaköy’e giderlerdi...
Bunları dusunurken gülümsediğini fark etti ve dışarıya çıkmaya karar verdi. Eskisinden tek farkı acele etmiyor olusuydu,her şeyi sakince yapıyordu.. tam kapıdan çıkarken dondu ve aynaya baktı... Ne kadar da güzeldi yine... Aynaya bakarken bir an yanında erkek arkadaşının siluetini görür gibi oldu. Tüyleri ürperdi... Ama onu kaybettiğinden beri arada bir oluyordu bu... Alışmıştı...
Beşiktaş’taki evinden Taksimce gitmek üzere dolmuşlara doğru yurumeye basladı. Saat gece 11 olmuştu. Sokaklar ıssız ve sakindi... Bu halini cok severdi, insanlara tahammülü kalmamıştı çünkü artık...
Taksim’e geldiğinde saat on biri yirmi geçiyordu. İstiklal her Cuma olduğu gibi yine cok kalabalıktı. Meydandan Tünel’e dogru yuruyen insan sayısı; meydana dogru gelenlerden oldukca fazlaydı. Tunel’e dogru yurumeye basladı. İnasan surusunun icinde bogulacak gibi hissetti kendini. Direk bir ara sokaga girdi. Sokak cok bos ve ıssızdı... Bir an sokagın sonunda duran bir adam gordu. Otobuste hergun gördüğü kişiye çok benziyordu adımlarını hızlandırdı, o mu değil mi diye bakmak istiyordu. Tam o an adam ona dogru dondu... O sırada bayılacak gibi oldu çünkü gorduru adam aynı sevgilisiydi... Otobusteki adamdan bile daha cok benziyordu... Dizlerini bagı cozuldu, olduğu yerde kaldı. Ve adam hızlı adımlarla uzaklasmaya basladı. Takip etmek istedi ama yapamadı. Birsey onu engelliyordu sanki ve korkuyordu...
Tekrar İstiklal’e cıkıp yurumeye basladı.Gordugu kisiden dolayı cok etkilenmisti. Sanki gercekten sevgilisiydi..Bakısları,hızlı hızlı yuruyusu...Ve hatta kıyafetleri ve sırtındaki santası bile...Dusunmemek icin zorladı kendini...
Eskiden cok gittigi ama sevgilisinin olumunden sonra hic gitmedigi mekana, X'e gitmeye karar verdi... Oraya gitmemeye yemin etmisti. Ancak bugun birsey,bir guc ona sevgilisi yanındaymıs gibi hissettiriyordu. X'e girdiginde oranın ne kadar degismis oldgunu gorup hayal kırıklıgına ugradı. Dekorasyon tamamen degismisti. Eskiyi hatırladı... Herkesin birbirini tanıdıgı buyuk ama ev gibi sıcak bir ortamdı... Sadece iki sey sabit kalmıstı calan muzikler ve mekânın adı...
Kendine bir kose buldu ve oturdu, hangi koseye baksa sevgilisiyle kendisini hayal ediyordu...O kadar cok anıları vardı ki burda...Birasını soyledi ve mumkun oldugunca insanlara bakmadan ,orda yalnızmıscasına hissetmeye calıstı...SAdece o ve sevgilisi...Gozlerini kapadı,basını oturdugu kosede duvara yasladı ve birasından bir yudum aldı. Hersey istedigi gibiydi sadece muzige ve sevgilisine odaklanmıstı...
9. birasına gelmisti ve hafiften sarhos olmaya basladıgını hissetti. Daha cok icmemeye karar verdi ama daha sonra kapanısı sevgilisinin ruhu serefine vodkayla yapmaya karar verdi... İkisi de visne-vodkayı cok severdi. Vodkayı icerken iyiden iyiye sarhos olmaya basladıgını hissetti. Birden Opeth-Face Of Melinda parcası calmaya basladı. O an gozleri doldu,bu ikisinin en cok sevdigi parcaydı...Butun gece yanında hissettigi sevgilisinin aslında ne kadar da uzakta oldugunu hatırlattı bu parca ona...
Elinde vodkası, fonda o sarkı bos gozlerle camdan dısarıya bakıyordu. Ve iste o an yine o adamı gordu... Ordaydı... Tam karısında, camın dısarısında... Hayal gordugunu dusundu onca, alkoldendir dedi... Ama bunları dusunerek sadece kendini kandırıyordu... çünkü gordugu adam hayal olamayacak kadar gerçekti... O uzun saclar,o kıyafet...Herseyiyle sevgilisini son gordugu gibiydi...”Bu guzel saclar kimsede olamaz” diye dusunurdu hep ama iste karsısında duruyordu. “Bu o!” dedi icinden...”Bu o!”...Ölmemis dedi... Ama kendi gozleriyle gormustu yerde yatan cansız bedeninin...
Bir an hicbirsey dusunmeden masasından kalktı ve kapıya dogru yurumeye basladı. Bir kapnın dısındaki adamı goruyordu,bir de 1,5 yıl once sevgilisini son gorusunu,yerde yatan cansıız bedenini dusunuyordu...Ama daha sonra onun olumunu aklından sildi ve gormus olduğu adama dogru yurumeye basladı. Ama adam da aynı anda arkadasını dondu ve hızlı adımlarla uzaklasmaya basladı. Adamı yakalamak kosar adımlarla yurumeye basladı hatta bir muddet sonra kosmaya da basladı. Ama hicbir sekilde ona yetisemiyordu. Bir ara adam bir ara sokaga girdi. O da sokaga girdi ama artık adamı goremiyordu. Sokakta biraz daha ilerledi ama adam yoktu...
Bir binanın onundeki merdivenlere oturup aglamaya basladı. Deli gibi aglıyordu...Basını iki elinin arasına almıs aglıya aglıya sevgilisinin adını sayıklıyordu. Bir ara basını kaldırdı ve hemen karsısındaki binanaın onunde yine o adamın durdugunu gordu. Gozlerine inanamıyordu ... Sadece 4-5 adım otesindeydi...Ve emindi bu oydu!..Ama nasıl...
Oturdugu yerden kalktı ve adama dogru yurumeye basladı. Alkolun etkisiyle dogru duzgun yuruyemiyordu. Adam bir an yine hızlıca uzaklasmaya basladı. Arkasına bile bakmıyordu. Bir ara sokaga girdi yine... O da arkasından girmisti ama yine goremiyordu onu... sokakata dumduz yurumeye devam etti. Ama karsısına sadece bir duvar cıktı. Cıkmaz sokaktaydı...Bir muddet bos bos duvara baktı. Arkasını donmeye korkuyordu... Nerede oldugunu bilmiyordu...Sarhoslugun,ortamın,muzugin ve anıların etkisiyle buralara kadar yurudugunu dusundu...Nasıl geri donecekti?
Arkasını dondugu an bayılacak gibi oldu... Bir saattir kovaladıgı adamla burun burunaydı... Korkudan bir iki adım geriye cekildi. Konusamıyordu, sadece aglıyor ve adama bakıyordu... Bu oydu, bu sevgilisiydi... Nasıl olduğu hakkında hic bir fikri yoktu ama o olduguna emindi...
Direk sevgilisine sarıldı, onu opmeye,daha da sıkı sarılmaya basladı. Ama sevgilisinden hic bir tepki yoktu... O ise sevgilisine sarılmaya, onu opmeye devam ediyordu... Peki neredeydi 1,5 yıldır...
Sevgilisinden uzaklasarak; onun suratına, donuk bakan gozlerine bakmaya basladı... Sormak istedi bunca zaman nerede oldugunu, sarılmak istedi ona tekrar tekrar. Ama hic bir sey yapamıyordu. Adeta vucudu felc gecirmisti... Uzunce bir muddet daha ona baktı. Sevgilisi ise hic birsey soylemiyor ve olduğu yerde donuk bir vaziyette ona bakıyordu. Daha sonra elini uzattı ve agzından su sozler cıktı “Benimle gel...”
Kulagında bu sozler yankılanıyordu “benimle gel, benimle gel...” O an bası donmeye basladı gozleri karardı... Bir yere tutunmaya calıstı... Gozlerinin onundeki sevgilisini artık bugulu bir sekilde goruyordu... Daha fazla dayanamadı ve kendini bıraktı...
Gozlerini actıgında kendini bir mezarlıkta buldu...Anlam verememisti.Kafasını toparlamaya calıstı..Yasadıkları,gordukleri ruya mıydı..? 10–15 metre otesinde bir cenaze vardı... Hemen hemen butun is arkadasları ordaydı. Annesi de ordaydı ve herkes aglıyordu... Oraya dogru yurumeye basladı, ne oldgunu anlamaya calısıyordu. O sırada birisi kolundan tuttu. Donup baktı ve kolundan tutan sevgilisiydi...
İyice korkuya kapılmıstı. Hic birseye anlam veremiyordu. Sevgilisine soru soran gozlerle baktı. Sevgilisi ise hicbirsey soylemeden mesarı isaret etti. İnsanlar dagılmaya baslamıstı. Herkes annesine bas saglıgı diliyordu...Belli bir muddet sonra sadece annesi kalmıstı.. Annesinin yanına gitmek istedi ama sevgilisi yine izin vermedi...
Annesi de mezardan uzaklasıyordu...Onlara dogru yuruyordu.. Kızının onun geldiğinde durdu geriye donup mesara baktı ve aglıyarak uzaklastı...Ama kızını gormedi bile.. Yoksa gormemezlikten mi gelmisti...Anneside gittikten sonra sevgiliis onun elinden tuttu,alnından optu ve mezara dogru yurumeye basladılar...
Mezarın yanına geldiklerinde sevgilisi onu bıraktı ve mezara bakmasını isaret etti..Mezar tasına bakınca gozlerine inanamadı...Kendi adı yazıyordu. Gozleri doldu,her sey saka olmalıydı...Ruya olmalıydı...olduğu yere oturuverdi... Sevgilisi tekrar yanına geldi ve omzuna dokundu...”Artık hic ayrılmayacagız sevgilim...”

24/04/02-04:04

Hiç yorum yok: